Proje Portföyü Yönetimi

Stratejinin bir uygulama aracı olan projelerin örgüt içinde bir bütün olarak etkin bir şekilde yönetimi, örgütün stratejik amaçlarının gerçekleştirilmesinde son derece önemlidir. Bundan da önemli olan ise portföyü oluşturan projelerin ve diğer işlerin örgüt stratejik amaçlarını destekleyecek şekilde seçilmesini temin etmektir. Örgüt bir şirket ya da şirketler topluluğu olan bir holding gibi kar amaçlı olabileceği gibi kamu ya da sivil toplum kuruluşları gibi kar amaçsız örgütler de olabilir. Her durumda bir proje örgütün stratejik amaç ve hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla üstlenilir. Bu nedenle proje ile örgütün stratejisinin iyi ilişkilendirilmesi örgütün kuruluş amacı doğrultusunda varlığını sürdürmesi açısından son derece önemlidir.

Ülkemizde proje portföyü alanındaki ilk kapsamlı çalışma olan bu kitabın hedef kitlesi; Kamu ve özel sektörde yer alan kar amaçlı ve kar amaçsız bütün örgütlerin yöneticileri, proje takımlarında görev alacak personelidir. Ayrıca, proje portföyü konusunda geniş bir kaynak taraması yapılmış olması nedeniyle de akademisyenler, danışmanlar için de bir başvuru kaynağı niteliği taşımaktadır.

Türk Ticaret Kanunu ve Aile Şirketleri

Küresel dünyada yaşanan değişim ve dönüşümün etkileri, özellikle son yıllarda çok ciddi anlamda ülkemizi de etkisi altına almış görünüyor. Gerek kamu ve gerekse özel sektör kurum ve kuruluşları yeni dünya düzenine ayak uydurabilmek ve belki de ayakta kalabilmek için istim üzerindeler. Bu sürekli altüst oluş küresel ölçekte yaşamımızın temel gerekçelerinden biri olarak beliriyor. Ancak; birçok insan, birçok kurum, kuruluş ve şirket yöneticileri durumun böyle olduğunu hala öğrenememiş, değişimin yönünü algılayamamış görünüyor.

Yaşanan ve hala süreceği anlaşılan küresel krizden daha fazla olumsuz etkilenmeden sıyrılmaya çalışan ülkemiz mali disiplinden sapmadan süreci etkin yönetmeye çalışıyor. Son aylarda uygulamaya konulan yeni teşvik yasası bunlardan biri. Keza, diğer bir yasal önlem de işletme dünyasını yakından ilgilendiren Türk Ticaret Kanunu (TTK )…

13.01.2011 tarihli TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ve kademeli şekilde 01.07.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe girmeye başlayacak olan yeni Türk Ticaret Kanunu  (TTK ) işletme dünyasına yeni bir açılım getirmektedir.

Konunun önemi ve ivediliği gözününe alındığından kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işletmelerinin söz konusu kanun ve getirdikleri hakkında bilgi sahibi olmaları ve buna göre yapılanmaları zorunlu hale gelmiştir.

Bu zorunluluk KOBİ’ler ve özellikle aile şirketleri için çok daha önem taşımaktadır. Bu yapılanmada en çok zorlanacak kurumsal yapısını kurmamış ya da geliştirmemiş şirketler olacaktır.

Bu şirketlerin bir kısmının ortak özelliği de “butik” eğitim ve kurumlaşma kapsamında danışmanlık hizmeti almamış şirketlerdir. Çünkü, ya bunun farkında değillerdir ya da patronlarının “her şeyi biliyor” olmalarıdır. Ancak, unutmamak gerekir ki aynı kalite un, şeker ve yağdan üstün kalite helva yapanlar olduğu gibi, kaliteyi bir türlü tutturamayıp sonunda dükkanını kapatmak zorunda kalan helvacılar da vardır.

Diğer yandan bazı aile şirketlerinde patrona göre “kurum olmak” demek, “patronun emirlerine uymak”, şirket içerisinde kilit görevlere getirdikleri ve onlara göre sadık adamlarının gösterdiği resme bakarak ya da onlarınkulağına fısıldadıklarına göre karar vermek ve hatta makam odalarını “şatafatlı donatmak” demektir.

Durumun en acıklı yanı ise aile içi çekişmelerin yaşandığı,  aile büyüğünün otoriter baskısı ya da aile içerisinde daha deli dolu olanın hükümranlığı sonucu “tek adam” uygulamaları olan bu şirketlerde, bu sürecin daha zor olacağını göstermektedir. Zira yeni TTK; şirket kaynaklarının, ortak tarafından keyfî bir biçimde kullanılmasını engellemekte, bağımsız denetim ve işlem denetimi uygulamaları içermektedir.

Sonuç olarak, Yeni Türk Ticaret Kanunu tüm eleştirilere rağmen, özellikle kurumlaşmamış aile şirketlerinin adil yönetilen, saydam, hesap verebilir ve sorumlu işletmelere dönüşmesine katkı getirecektir.

Yazar: Dr. M. Naci ÇUHACI

Not: Bu yazı, Aksaray Posta Gazetesi’nde 9 Haziran 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

http://www.aksarayposta.net/haberdetay.asp?ID=12966

Vizyon ve Misyon (Ülkü ve Görev)

Başarılı insanların ortak özelliklerinden biri de “odaklanmak”tır.

Neye odaklanıyorlar? Hedeflerine…

Hedeflerini gerçekleştirebilmekleri için plan yapmaları gerekmektedir.

Uzun vadeli bakış açısına göre plan yapılacak ise, stratejik düşüncenin ürünü olan stratejik planlama yapılır. Uzun vadeli bakış açısı için “gözler” gerekir. Bir insanın, bir şirketin, bir kurumun ya da bir organizmanın gözlerine “Vizyon” denilir.  Bundan sonra “Vizyon” sözcüğü yerine “Ülkü” kullanılacaktır (Dr. Çuhacı).

Değerli meslektaşım Cahit Geveci’nin deyimiyle Ülkü Organizmanın Gözleri’dir.

“Hedef”siz Ülkü olamaz ve hedefe ancak “;Ülkü” ile ulaşılabilir.

Ülkü geleceğe doğru ok atmaktır.”Ufukhedef”dir.

Hayal gücü yoksa Ok da yoktur.

Hedefi vurmak için: Yere sağlam basan ayaklar (1), hedefi iyi gören gözler (2), yayı çeken güçlü kollar (3), istek ve inançla dolu bir yürek (4) gerekir.

Bir başka deyişle bunlar;

(1) dün ve bugüne ait veriler

(2) belirli ve kesin bir yönde somut bir gelecek

(3) var olan ile var olması istenen arasındaki gerilim

(4) gücün duygularla birleşimi

Ülkü, geçmiş deneyimlerle günlük kararlar alma alışkanlığı yerine geleceği de kapsayan bir yaratıcı düşünme yöntemidir.

Ülkü; Keşfedilir, Oluşturulur, Yargılanır.

Hedefe giden yolu aydınlatan sokak lambaları gibidir. Birinin aydınlığı biter, diğeri başlar.

Ülkü;

  • Kurumun gelecekte ne olmak istediğidir.
  • Stratejik yönetim rotasının ulaştıracağı idealdir.
  • “Düş mühendisliği” olarak da adlandırılabilir.
  • “Kurumsal alınyazısı”nın yeniden kaleme alınmasıdır.

Ülkü;

  • Zorlayıcı, ancak gerçekçi (erişilebilir) olmalıdır.
  • İstek enerjisi dolu (coşkulandırıcı) olmalıdır.
  • Anahtar kavramlar net biçimde tanımlanmalıdır (yani?..  çünkü?..  yoksa?..).

Misyon ise Organizmanın elleri’dir.

Misyon (“Varlık gerekçesi”),  kurum kültürünün en önemli göstergesidir. Bundan sonra “Misyon” sözcüğü yerine “Görev” kullanılacaktır (Dr. Çuhacı).

Kurum çalışanlarının birlikteliğinin anlamı, onları bir araya getiren faktör ve başarının ölçülebilir tek alanı: Görev

Görev;

  • Kurumun amacına uygun olmalı,
  • Hayata geçirilebilir, pratikte uygulanabilir olmalı,
  • Rekabette dezavantaj yaratmamalı,
  • Dinamik, enerjik, motive edici olmalı,
  • Etkili ve açık olmalı,
  • Fark yaratmalı,
  • Kurumun ve personelin değerleri ile uyumlu olmalı.

Görev; stratejiyi, ülküyü, değerleri ve hedefi taşıyan bir araçtır. Hedefe giden yolda bir ülküden (ufukötesi) diğerine bu araçla gidilir. Araç, yol koşullarına uygun (1), sürücüsü nitelikli (2), bakımı iyi yapılmış (3), yeni ve konforlu (4) olmalıdır.

Başka bir deyişle bu araçlar;

(1) doğru stratejiler

(2) lider

(3) donanımlı personel (takım/ekip)

(4) teknoloji, imaj, güven ve motivasyon.

Böylesine ülkü ve göreve sahip bireyler, kurumlar, şirketler ve her türlü organizasyonların başarılı olmaması için hiçbir sebep yoktur.

Yazar: Dr.Mahmut Naci ÇUHACI

Not: Bu yazı, 28 Temmuz 2012 tarihli Aksaray Posta Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

http://www.aksarayposta.net/haberdetay.asp?ID=13275

Strateji ve Stratejik Planlama Üzerine

Bu yazımda, gerek kamu gerekse özel sektörde görev yapan yöneticilere bir mum ışığı kadar da olsa katkı sağlaması için Strateji ve Stratejik Planlama kavramlarından söz edeceğim.

Strateji, 18. yy. dan itibaren askeri alanda kullanılan bir deyimdir. Askeri güçlerin harekatını siyasal iktidarca belirlenmiş bir hedefe ulaşacak biçimde birleştirme sanatıdır. Başka bir deyişle, bir savaşın sürdürülmesi veya bir ülkenin savunma ihtiyaçları için askeri, siyasal, ekonomik ve manevi güçlerin hareketini birbiri ile uyumlu kılma sanatıdır. Oyunlar kuramında (matematikte) ise, belirli bir konjonktürde ilgili kişilerin davranış varsayımlarının fonksiyonu olarak alınan kararların kümesidir.

Bir başka tanıma göre de eldeki tüm olanakları sayıca zayıfken bile uygun yer ve zamanda en etkili biçimde kullanabilmek böylece olabildiğince büyük bir hızla asıl hedefe yöneltmek. Basit bir sanat, ancak eksiksiz bir uygulama düzenli bir hazırlık ile istenen sonuç!

Planlama ise; her bilim dalında ayrı bir tanımı olan genel bir deyim. Bizim konumuza uyan tanım ise, bir amaca ulaşmak için, önceden tasarlanan işlemlerin düzenli sıralanışı; bu biçimde hazırlanmış tasarı (kaynakların en uygun kullanımı için) Neyi, Nerede, Ne Zaman, Nasıl ve Kim yapacak, sorularına cevap verilmesidir.

Yönetimle ilgili eğitimler, seminerler ya da üniversitelerde öğrenilen şeylerin tek amacının “stratejik düşünebilme” olduğunu ileri sürülebilir. Stratejik düşünebilenler ise stratejik planlama yapabilenlerdir.

Stratejik Plan

Kurumlarca; kalkınma planları, programlar, ilgili mevzuat ve benimsedikleri temel ilkeler çerçevesinde geleceğe ilişkin misyon ve vizyonlarını oluşturmak, stratejik amaçlar ve ölçülebilir hedefler saptamak, performanslarını önceden belirlenmiş olan göstergeler doğrultusunda ölçmek ve bu sürecin izleme ve değerlendirmesini yapmak amacıyla katılımcı yöntemlerle hazırlanan plandır.

Stratejik Planlama

Durağan değil, dinamik bir süreç; bir düşünme (yaşam) biçimi; anlık, orta ve uzun vadeli bölümleri birbirinin içine girmiş yaşayan bir organizma yaşatan bir yöntemdir.

İş hayatında mucize yoktur, doğru yapılmış stratejik planlama vardır. Unutulmamalıdır ki, ekibin tümünün stratejik düşünebilmesi, başka bir deyimle “düşünce kalitesi”nin yüksek olması mükemmelliğe ulaşmak için gereken temeldir.

Organizmanın kalbi: Amaç / Hedef

Kurum neden var? Amaç, kurumun varoluş nedenidir. Her iş ve meslek “insan”a hizmet için bir fırsattır.

Kar: Amaç mı, araç mı?

Kurumun amacı = Takımın amacı = Çalışanın bireysel amacı

Takımın amaca inanması;

“Bir işi ileri götüren hedef düşüncesidir. Ülküler değişebilir, stratejiler birbiri ardına görünüp kaybolur, fakat hedef düşüncesi yaşamaya devam eder.”

Sonuç: Hedefe doğru stratejik düşünme yeteneği sisteme kan pompalar, girişim ruhunu, başarı tutkusunu diri tutar. Beyni ve zekayı duyguyla kuşatır, şevk ve sevgiyi bünyesinde barındırır. Ancak, dikkatli davranmak gerekir. Zira insan kalbi gibi kırılgandır…

Yazar: Dr. M. Naci ÇUHACI

Not: Bu yazı, Aksaray Posta Gazetesi’nde 10 Temmuz 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

http://www.aksarayposta.net/haberdetay.asp?ID=13179

Her türlü bilgi, istek, önerileriniz için;

Bizimle irtibata geçin, lütfen!